Çağdaş Şahmeran

Hititler döneminde İlluyanka, Tatarca’da ise Zilant olarak bilinen yılan gövdeli kadın Şahmeran Anadolu mitolojilerinin önemli figürlerindendir. Şahmaran efsanesi Mardin yöresine aittir. Burada Şahmeran ustaları tarafından yapılan tablolar evleri süsler. Efsaneye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yılanları ile birlikte yaşamaktadır. Ressam Bülent Özgen’e göre, Şahmaran toplumdan kendisini gizleyen kadınların simgesidir. Üstad bu resmini bütün çağdaş Şahmaranlara ithaf etmiştir.

Modern Şahmeran

Modern Şahmeran In Hittite period called Illuyanka, in Tartarian called Zilant, Şahmeran is the woman with snake body. It’s a Legend of Mardin region and an important character of Anatolian myth. In Mardin Masters of Şahmeran paint Şahmeran pictures and these are used at decoration of the houses. Up to the legend Şahmaran was living at underground with her snakes. Up to Artist Bülent Özgen, Şahmaran is the symbol of the concealed women. Master dedicates the Modern Şahmeran picture to all contemporary Şahmerans’

Adem ile Havva

Bütün din kitaplarında ve Kuran’da da Adem ile Havva insan neslinin ataları, ilk erkek ve kadındır. Mitolojide Adem ve Havva cennette iken yılana yani şeytana uyup Tanrının yasakladığı elmayı koparıp yiyince, Tanrı tarafından Cennetten yer yüzüne indirilmiş burada insan neslinin ataları olmuşlardır. Allah’ın o meyvayı yasaklamasında gizli bir teşvik vardır. Bütün mesele Adem’den (bugünün ölçülerine göre) binlerce yıl önce yaratılmış olan Ruh-u Muhammediye’nin insan suretinde dünya teşrifini temin etmektir. Bu İlahi bir Senaryodur. Cennetteyken Allah’ı anmak ve yüceltmek çok kolaydır ve bunu şeytan bile bütün içtenliği ile yapıyordu. Ya dünyada! Halimizden belli değil mi? Bunu en iyi yapan, en samimi bir şekilde yapan, en kuvvetli yapan, en inanarak yapan; adı da “en iyi Hamd eden” anlamına gelen Hz. Muhammed (S.a.v.) dir. O bir şekilde dünyada kendi cismi ile perdeliyken bile en iyi Hamd eden olarak yani insan suretinde var olacak ki İlahi Senaryo tamam olsun.

Cennette affedilecek kimse yoktur. Malum Adem dünyaya gelir gelmez ilk söylediği söz “Ben kendime zulmettim, Allah’tan başka İlah yoktur, Rabbim sen beni affetmezsen ziyan edenlerden olacağım” diyor ve affediliyor. Bu olay yani yasak meyvanın Adem tarafından koparılıp yenmesi olmasaydı, Allah’ın Affediciliği nereden belli olacaktı? İslamiyet öncesi dönemde evlerin mabetlerin bekçisi konumundaki yılan İslami dönemde kandıran ve yoldan çıkaran bir motif olarak algılanmıştır. Bu resim İslamiyet dönemine ait bir betimleme olarak tasarlanmıştır.

Adam and Eve

In all the religious books, including Quran, Adam and Eve are the ancestors of humankind, they were the first man and woman. According to mythology, Adam and Eve, were living in heaven and by the devil’s temptation they picked up and ate the apple which was forbidden by God. So, Adam and Eve were exiled from heaven to the earth and thus became the ancestors of humankind. There was a secret motivation in God’s forbidding the apple. The real aim was to ensure honouring of the world by the holy soul of Muhammed in the form of a human being. This soul had been created thousands of years before Adam. This was a sacred scenario. It was easy to remember and dignify God in heaven, even Devil was doing with wholeheartedness. But how about on earth? Isn’t it obvious from our situation? Muhammed has been the one who remembered and dignified God most perfectly, wholeheartedly, most faithfully, most powerfully, most sincerely. The sacred scenario materialised by Muhammed’s coming to earth as human.

There is no one in heaven who needs pardoning. After Adam came to earth, first words he said was; he persecuted himself and he believed there is no other God only one. If God shall not forgive Adam he would be one of the pifflers. Hence God forgave Adam . How could the forgiveness of God be understood if Adam hadn’t eaten the forbidden apple?

Before Islam, snake was assumed as the protector of temples and houses. According to Islamic culture, the snake symbolizes a dissuading and misleading concept. This picture is designed according to Islamic representance.

Tomris Hatun

Bugün Özbekista’ın Semerkant şehrinde Afrasiyab Müzesinde koruma altına alınan duvar resimleri ilk kez Sovyetler döneminde 1965 yol inşaatı sırasında tesadüfen bulunmuş ve aradan yedi yıl geçtikten sonra 1972 de dünya kamuoyuna duyurulmuştur. VI. Yüzyılda yapılmış olan resimler tarihi bir vesika mahiyetindedir. En çarpıcı görsellerden biri güney duvarında bulunan ve Göktürk devletine bağlı Soğd Beyi Varkhuman’ın gelininin Semerkant’a gelişini betimleyen geçit töreni resmidir. Bu duvar resimleri 2005 yılında müzenin açılmasının hemen ardından bölgeye giderek bunları fotoğraflayan Turgay Tüfekçioğlu tarafından Sayın Kazım Mirşan’a ulaştırılmıştır. Ben ayni günlerde bunu öğrendiğim zaman çok heyecanlanıp doğruca Türkbükünde ikamet eden Kazım hocanın evine gittim. Kazım Hoca’da bu konuda çok heyecanlı idi. Müzeye gidip resimleri yerinde incelemek gerekir diyordu.Zannıma göre bu Tomris Hatun’un Zafer sonrası geçit töreni olabilir diye de görüş belirtti. Zamanla Fransız Rus Özbek bilimadamları tarafından bunun Varkhuman’ın gelininin Semerkant’a gelişini betimleyen bir resim olduğu belirtildi. Ama ben 2005 de Kazım Mirşan’a bu resmi yeniden yapacağımı ve bir kopyasını kendisine hediye edeceğime söz vermiştim.Hoca rahmetli olalı 15 yıl oldu, ancak vakit bulabildim.

Bu resim rahmetli Mirşan’ın resmi yerinde inceleme imkanı bulamadan ve yabancı bilim adamlarının saptamalarından önce yaptığı faraziye ışığında ilk görüşmemizdeki heyecanla yapılmıştır. Duvar resminin görünen kısımlarına mümkün olduğunca sadık kalınmış, diğer bölümler şahsi sanatsal fantezilerimle bütünleştirilmiştir. Bir gözümde yüzde kırk görme kaybı olması nedeniyle meydana gelen çizim hatalarından dolayı tüm sanat camiasından özür dilerim. Ölmeden önce verdiğim sözü yerine getirme telaşı ile ancak bu kadar yapabildim.

Afrasiyab,Zerdüştçülük dininde kötülükler tanrısının yeryüzündeki temsilcisidir. Avesta’da kötülük ve hilekâr insan tipini temsil eder. Iran’lılar o zamandan beri Alp Er Tunga ve Tomris Hatun dahil tüm Turan hakanlarına Afrasiyab demişlerdir.

Kaşgarlı Mahmut Afrasiyab’ın Alp Er Tunga’nın bizzat kendisi olduğunu söyler. Uygur oniki muqamlarından üçüncü destanda: Şahı alem pekın esli Aprasiyap, Oğuz nesli İzdep keldim dildar vesli Yoktur canın teşvişleri Dizeleriyle Afrasiyab’ı Oğuz nesli ile özdeşleştirir.

Not: Yardım ve destekleri için Sayın Semra Bayraktar’a çok teşekkür ederim.

Tomris Hatun Victory Parade

The mural paintings, which are underguard in Afrasiyab Museum in Semerkand Uzbekistan, were found incidentally at a USSR road construction site in 1965 and announced to the public in 1972. Those mural paintings ( dated VI. century) have the characteristics of historical documents. One of the most outstanding of those paintings is a bride parade picture which is exhibited on the south wall. It describes the entrance of Tomris Hatun to Semerkand with her cortege. She was the daughter in law of Göktürk subordinate Sogd Bey Varkhuman. The Museum was opened in 2005. Same year, Turgay Tüfekçioğlu visited the Museum and took photos of the mural paintings and brought them to the great Turcologist Kazım Mirşan. I was very excited and visited Master Mirşan at his residence in Türkbükü. He was also very excited and wanted to go to the Museum in Semerkand to see the paintings with his own eyes. He thought that the painting might be Tomris Hatun ‘s victory parade to Semerkand. However, later French, Russian and Uzbek researchers declared that this painting described the entrance of Varkhuman ‘s bride to Semerkand. In 2005, when I was at Master Kazım Mirşan’s home I promised him that I would make the picture of Tomris Hatun’s victory parade. As I have forty percent visual loss at one of my eyes I apologise from the art confrerie for my drawing errors. I only wanted to fulfill my promise to Kazım Mirşan.

According to zoroastrianism belief, Afrasiyab represents the evil on earth. Avesta symbolizes the evil and the deceiver mankind. Since that time, İranians named all Turan rulers, including Alp Er Tunga and Tomris Hatun as Afrasiyab.Kaşgarlı Mahmut quoted Alp Er Tunga to be Afrasiyab himself. It was written in epics of the third of 12 Uyghur musical themes.

I thank Sema Bayraktar for her precious help and support.